8 November 2026 Sunday◷ 17:49
Eskişehir'in Kalbi,
Haberin Merkezi
SON DAKİKA ▾17:49
Yazılıkaya’daki Midas Anıtı bir mezar mı, kaya cephesi mi?Kentpark ile bir kent parkının farklı işlevlerini düşünmekSazova’da bilim ve park deneyimi nasıl bir araya gelir?Porsuk’u yalnızca bir kent manzarası olarak görmemekDevrim otomobili neden Eskişehir’in sanayi belleğinin bir parçasıdır?Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nde gündelik hayatın izlerini aramakOdunpazarı Modern Müze’nin ahşap mimarisi nasıl incelenebilir?Eskişehir Kent Belleği Müzesi hangi tür hatıraları bir araya getirir?
Tüm Son Dakikalar ›
Arkeoloji Özel Haber

Yazılıkaya’daki Midas Anıtı bir mezar mı, kaya cephesi mi?

Yazılıkaya Midas Anıtı’nın kaya cephesini, Matar’la ilişkili nişini, yazıtlarını ve önündeki açık alanı arkeolojik bağlamıyla tanıyın.

Yazılıkaya’da geometrik bezemeli büyük kaya cephesi
Yazılıkaya’daki Midas Anıtı bir mezar mı, kaya cephesi mi?

Yazılıkaya’daki Midas Anıtı’nın kapıyı andıran büyük nişi, ilk bakışta kaya içine açılan bir yapı izlenimi verebilir. Oysa anıtı anlamak için cephe görünüşüyle gerçek bir girişin işlevini ayırmak gerekir. Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, yapıyı Frig kaya fasadlarının önemli örneklerinden biri olarak tanımlar; merkezdeki nişi Ana Tanrıça Matar’ın heykeliyle ilişkilendirir. Dolayısıyla burada görülen anıtsal yüzey, doğrudan bir mezar kapısı diye açıklanamaz. Yazılıkaya’yı ilginç kılan, doğal kaya kütlesinin mimari bir cephe ve törensel odak hâline getirilmesidir.

Yazılıkaya’da geometrik bezemeli büyük kaya cephesi

Görsel: Yazılıkaya’daki Midas Anıtı’nın kaya cephesi. Kaynak: Midas Monument, Yazılıkaya.jpg; üretici: Zeynel Cebeci; lisans: CC BY-SA 4.0.

Kaya üzerinde kurulmuş bir cephe düzeni

Anıt, Midas şehri platosunun kuzeydoğu eteğinde, öne çıkan bir kaya kütlesinde yer alır. Doğuya yönelen yüzey yaklaşık on yedi metre yüksekliğinde, on altı buçuk metre genişliğindedir. Bu ölçüler, ayrıntıların küçük bir süsleme değil büyük bir cephe bütününün parçaları olduğunu gösterir. Alınlık ve cephe duvarında geometrik bezemeler bulunur. Üstteki akroter, yan çerçeveler ve ortadaki niş birlikte düşünüldüğünde, kaya yüzeyine gelişigüzel desenler işlenmediği görülür. Düzen, mimari bir yüzey algısı oluşturacak biçimde kurulmuştur.

Ortadaki nişin kapı biçimi taşıması önemlidir. Bir kapı şekli, mutlaka arkasında kullanılan bir oda bulunmasını gerektirmez; simgesel bir odağı da belirleyebilir. Yerel resmî açıklama, dini törenlerde tanrıça heykelinin bu bölüme yerleştirildiğini aktarır. Böylece niş, cephedeki başka bir bezeme alanından farklı bir işlev kazanır. Çerçeveler ve desenler de bu merkezle birlikte okunur. Anıtın tamamını tek bir fotoğrafa sığdırmak, bu merkez çevresindeki hiyerarşiyi fark etmek için her zaman yeterli olmayabilir.

Yazılıkaya ve Midas adları nereden gelir?

Kaynağın açıklamasına göre Midas adı, Frigce yazıtta geçen Midai sözcüğüyle ilişkilidir. Yazılıkaya adı ise yüzeydeki yazıtlara dayanır. Günümüzde iki ad da aynı anıt çevresinde kullanılır. Bu adlandırma, bir yerin hem arkeolojik araştırma hem yerel kullanım içinde farklı biçimlerde tanınabileceğini gösterir. Yazıtların varlığı, anıtın yalnızca görsel bezeme üzerinden okunamayacağını da hatırlatır. Harflerin konumu, boyutu ve cepheyle ilişkisi, mimari düzenin bir parçası olarak değerlendirilir.

Müdürlüğün tanıtımında yazıtların farklı konumları açıklanır: sol üstteki düzleştirilmiş kaya yüzeyi, sağ yan çerçeve ve niş çevresi bunlar arasındadır. Bu dağılım, bütün yazıların tek bir satır hâlinde okunmadığını gösterir. Bununla birlikte bazı sözcüklerin seçilebilmesi, metnin bütün anlamının kesin biçimde çözüldüğü anlamına gelmez. Midai sözcüğü adlandırmanın kaynağını açıklarken, yazıtın farklı cephe bölümlerine dağılması yazıyla mimari yüzeyin birlikte düzenlendiğini gösterir; anlam sorusu bundan ayrı durur.

Anıtın araştırma geçmişinde çizimler de yer tutar. Yerel tanıtım, bin sekiz yüz yılında yapılan ilk kabataslak çizimle, daha sonra Charles Texier’nin hazırladığı gravürü ayrı anımsatır. Bu kayıtlar, kaya yüzeyinin farklı dönemlerde nasıl belgelendiğini gösterir ve anıtın yalnızca bugünkü fotoğraflarıyla tanınmadığını hatırlatır.

Cephenin önünde de bir mekân vardır

Anıt önündeki arkeolojik çalışmalar, eğimli bir avlu, kayaya oyulmuş taban ve sütun kaideleri gibi kalıntıları ortaya çıkarmıştır. Resmî açıklama, bunları açık hava kült kompleksi değerlendirmesiyle ilişkilendirir. Bu bilgi, anıtı yalnız başına duran bir kaya resmi gibi düşünmeyi değiştirir. Cephe, önündeki açık alan ve ona bağlanan düzen birlikte ele alındığında, insanların bir araya geldiği törensel çevre daha anlaşılır hâle gelir. Kaya yüzeyi böylece tek başına bir nesne değil, daha büyük bir mekânsal bütünün odak noktasıdır.

Yazılıkaya’yı tanımak için en açıklayıcı üç soru, cephenin nasıl düzenlendiği, merkezdeki nişin neyle ilişkilendirildiği ve önündeki alanın ne sunduğudur. Bu sorular, anıtı efsane üzerinden tanıtmak yerine gözlenebilir mimariyle araştırma bilgisini bir araya getirir. Eskişehir’in Frig mirası da yalnızca bir kral adıyla değil, kaya, yazı, bezeme ve törensel mekânın birlikte oluşturduğu özgün düzenle anlaşılır.